14 Ekim 2015 Çarşamba

Ev Halleri ( Depolama alanım)

Herkese iyi akşamlar. Hani demiştim ya ev üstüme üstüme geliyor diye. İşte hafta sonu faaliyete başladım. Umarım bir haftayla sınırlı kalmam da bütün evi köşe bucak dolaşıp, ellerimin değmediği bir eşya bırakmam. Dağınıklığımı toplamak için nereden başlayayım diye internette dolaşmalarımda bir de baktım ki, mutfaktan banyoya, yatak odasından oturma odasına her alan için fikirler olmasına rağmen yüklüklerle ilgili hiç detay yok. Onun için bu hafta sonu faaliyetim bir doğaçlama. Neler yaptığımı size göstereyim.


















Evimdeki bütün baza ve kanepe altları ile dolap üstlerine (tıkıştırdığım) herşeyi bir odaya bu şekilde yığdım. Yaklaşık dört sene boyunca elden geçirmeyince haliyle herşey tıkıştırılma statüsüne kadar düşmüş. Yorganların biri bazanın altından diğeri gardrobun üstünden, yastığın biri kanepenin altından diğeri yüklüğün içinden çıkarsa buna tıkıştırma denmez de ne denir. Neyse fazla da ayıplamayın beni. Önemli olan çabalamak.














Bütün yorgan, yastık, battaniye ve bikelerimi bir araya toplayarak bu vakumlu torbalara yerleştirdim. Hepsi bir yerde dursun ve burası da bazanın altı olsun isteyince en pratik saklama usulu bu geliyor bana. Zaten eminim ki hepiniz de bu naylonlardan kullanıyorsunuzdur. 














Havası alınınca nerdeyse yarı yarıya hacmi düşüyor. Bir de şunu fark ettim ki, çoğu eşyam fazlasıyla mevcut. Ne yapacaksam dünya kadar battaniye, bir o kadar pike. Yastığı yorganı fazla fazla. Çocukların çeyizine koyarım artık.














Bu da gardrobumun üstündeki saklama alanım. Önceden bohçalarda sakladığım havlular, yatak takımları, oda ve vitrin takımlarını da, bohçalardan çıkararak bu küçük hurçlara yerleştirdim. Öncesinde sandığımda sakladığım, sonra yerim dar diye sandığı atınca bohçalarla beraber büyük hurçlara yerleştirip bir yerlerde muhafaza ettiğim mefruşatları, artık belim kaldırmıyor, indirip çıkaramıyorum diye çocukların kazak hurçlarına yerleştirdim. Valiz de eşimin bir türlü gözden çıkaramadığı nerdeyse kırk yıllık gençlik anısı. Ben de bu anının içine annemin gelinliği, kayınvalidemin nişanlığı, çocuklarımın gözden çıkaramadığım anısı olan kıyafetlerini, yine vakumlu torbalara yerleştirip koydum. Küçük hurçlara da (sığdığı kadar) havlularımı, yatak takımlarımı ve oda takımlarımı yerleştirdim. Bir kısmını ihtiyaç sahiplerine vermek üzere ayırdım. Sonuçta bir dolap gözü ve kanepenin altı boşa çıktı. 
Benim hem cumartesi hem de pazarımı esir etse de, yerleştirme işini tamamlayıp vasat da bir temizlik yapınca kendimi hafiflemiş hissettim.
Neyse önümüzdeki hafta sonu da elden geçirecek bir köşeyi (cesaretim kırılmazsa) sizinle paylaşırım.

Bu arada sakın gülmeyin, ama internette dolaşırken bir kitaba rastladım.














Size komik gelebilir. İnsan tertibi düzeni kitaptan mı öğrenirmiş diyebilirsiniz. Ama internette dolaşırken annelerimizden öğrendiğimiz usulun artık demode olduğunu, çağımız insanının bakış acısının çok farklılaştığını hayretle fark ettim. Belki de evimdeki gözüme çarpan bu fazlalık benim de zamana uymam gerektiğinin işaretidir diye, çoğu kişinin tavsiye ettiği bu kitabı aldım. Şimdi okuyorum. Keşke yüklüğü düzeltmeden okusaymışım. Çoğu eşyayı hiç kullanmayacağımı bile bile yerleştirmeye çalışmazdım.
İşte benim hafta sonu mücadelem böyle geçti. Sizin de benim denk gelemediğim böyle postlarınız varsa paylaşmanızı çok isterim. Birbirimizden öğreneceğimiz çok şey var.
Yeniden görüşmek üzere iyi geceler.

1 yorum:

  1. Kolay gelsin bence iyi bir girişim olmuş ama sıkıntılı ve yorucu işler :)
    Bu arada ben sizi zaten takipteyim sevgiler...

    YanıtlaSil

Ne düşündüğünüz önemli