22 Mart 2015 Pazar

bordo pilili gömlek diktim.

Merhaba. Yine bir hafta sonunun daha son saatleri. Yarın yine sıkıcılığıyla başa çıkmamız gereken yeni bir pazartesi. Pazartesini griliği, pazar günlerinin de neşesini gölgeliyor mu sizce de?

Aslında böyle karamsar biri değilim tabii ki. Hele de bahar böylesine yaklaşmışken.

Neyse bu kadar girişten sonra fazla vakit kaybetmeden, burda dergilerinin gardrobuma kazandırdığı son kıyafetimi sizlerle paylaşayım.














Etekleri plili, koy kumaşından dikilmiş bu gömleğin modelini Şubat 2015 sayısından aldım.

15 Mart 2015 Pazar

Lacivert Sigarett pantolon diktim.

İyi akşamlar. Bir hafta sonunu daha bitirdik. Her ne kadar bahar aklımı almaya başlasa da boş durmadım. Hafta içinden beri uğraştığım pantolonumu tamamladım. 














Modelim Kasım 2013 sayısından. Bu sayı çıktığında pek çok blogger arkadaşım iki ay içinde bu model pantolona sahip oldu. 

13 Mart 2015 Cuma

8 Mart 2015 Pazar

Nihayet benim de bir overlok makinem oldu.

Vay be nihayet uykularıma giren bir overlok makinem oldu benim de. Rüya gibi. Hatta sahip olacağıma bile inanmıyordum. En azından bir sene daha bekleyeceğimi tahmin ediyordum. Ne kadar kullanacağımı bilemiyorum ama öğreneceğim elbette. Biraz uğraştıysam sa henüz çözemedim. Size resmini göstereyim.


22 Şubat 2015 Pazar

sütlü kahve pantolonumu diktim.

Bu ara keyfim yerinde. Annem için bir tedavi umudu daha doğdu. Bu hafta mutlu geçti benim için. Meğer yarına güvenle bakabilmek ne kadar da önemliymiş. Kaybettiğim bir şeyi bulmuş gibi oldum. Ben de bu mutluluğumu dikişle katmerlemek istedim.
















15 Şubat 2015 Pazar

Etkinlik eteğimi bitirdim.

Herkese iyi akşamlar. Yavaş yavaş Nilgün Hanımın etkinliği için etekler oluşmaya başladı. ben de bu gazla diktiğim eteğimi paylaşayım dedim.















8 Şubat 2015 Pazar

Yeni oyuncaklarım

Herkese mutlu hafta sonları dilerim. Bu ara bloğumla beraber olmayı seviyorum. Yeni aldığım malzemelerimi de keyifle sizinle paylaşmak isterim.















6 Şubat 2015 Cuma

Dikiş Etkinliğine katılıyorum.

İyi akşamlar sevgili arkadaşlarım. Ocak ayının sonlarında Nilgün Hanımın Çiziyorum dikiyorum bloğunda başlattığı etkinliği inanın araya araya buldum. Daha önce tanışmadığım yeni bir arkadaş edinmiş oldum böylece. Oldukça faal, yaratıcı ve hamarat bu arkadaşımızın başlattığı etkinliğe umarım sizler de katılırsınız.

5 Şubat 2015 Perşembe

Blog takip Etkinliği



Arkadaşımız Aylin'in başlattığı Blog takip etkinliğini paylaşayım. Bu sayede tanıdım Aylin arkadaşımızı. Sayfası da çok güzel keyifle gezeceğinizden eminim.

31 Ocak 2015 Cumartesi

Boru tişort diktim.

Herkese iyi akşamlar dilerim. Bugün ocak ayını da bitiriyoruz. Zaman çok hızlı geçiyor ve ben hâlâ kaçırdığım günleri yakalayamamaktayım. Bu ay içerisinde sadece bir ürünüm olmuş. Ne rahatsız edici değil mi? Neyse fazla mağdur edebiyatına girmeyeyim. Ocak ayına ait bir yayınım daha olsun diye perşembeden beri uğraşmaktayım. Şimdi ağır bir proje diye düşünmeyin. Hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.















20 Ocak 2015 Salı

Etkinlik yeleğimi diktim.

İyi akşamlar dilerim. Diktim diktim giydim bloğunun başlattığı yelek dikelim etkinliğine bir ürün verebilmek için var gücümle çalıştım. Elimdeki yelek kalıbı ne azmış meğer. Uygun kumaş bulmak da geceler boyu zihnimi meşgul etti. Sonunda en çok istediğim kumaşla, en beğendiğim modeli buluşturmaya karar verdim ( yapmam gereken de buydu zaten ama anca fark ettim).














Burda etkinlik başı ile aynı modeli beğenmişiz. Ama güzel yelek hakikaten. 90'ların en gözde modeli. Dergiyi aldığımda da ilk bu modeli dikmiştim ekose bir kumaşla. Çizgileri denk getirememiş idim. Yine de hatam üçüncü gözlere takılana kadar keyifle de giydim. Bu saadet uzun sürmemişti. İşte modeli belirlerken eski duygularım depreşti yine. Peki kumaşım nasıl? Ben papatya hanımları görmüş bir kuşak olarak kürkü deriyi severim. Yanlış anlaşılmasın. Hiç bir hayvanın doğal giysisinde gözüm yoktur. sahteleri neyime yetmiyor. Denk geldikçe stok yapıyorum sadece. İşte bu da çıkarıp çıkarıp okşadığım kumaşlardan biri.

30 Aralık 2014 Salı

Başlıksız

Ekim ayının başından beri annemin sağlık problemleri ile uğraşıyorum. Bunca zaman hem iş yeri, hem hastanedeki koşuşturmalar, biraz da olanları kabul edebilme süreci ile elim kolum hiç bir şey için kalkmadı.

Halbuki çivi çiviyi söker cümlesine inanırım. Eskisi kadar kolay olmayacak ama, her zaman dikiş olmasa da başka uğraşıları da hayatıma sokmaya çalışmalıyım.

2015 de tekrar bir atılım yapmak için kumaş dolabımı kurcalıyorum. Sadece ses veriyorum bugün. 
İki haftadır bir manto projesini hayata geçirme kaygısındayım.





















Asıl kumaşım zümrüt yeşili. Fakat yetmeyebilir diye bir de elimdeki bu ( asıl rengi bordo olup kırmızı gibi çıkan) parçayla kombin yapacağım. Ben mantonun ön parçasını bordo, diğer beden ve kollarını yeşil düşünüyorum. Ancak bazı yakın çevremdekiler kollarını kırmızı bedenini yeşil yap diyor karar veremedim. Sizce nasıl keseyim?

Herkese 2015 in mutluluk ve sağlık getirmesini dilerim.

7 Aralık 2014 Pazar

Sadeleşme çalışması 1. Adım

Merhabalar. Bu günlerimi güzel geçirmiyorum. Annemin hastalığı yeniden nüksedince benim de denge sistemimde sallantılar başladı.
Artık yapmak istediğim şeyleri bile aklımda planlayamıyorum. Düşünceleri bir kenara koy, bir aydır evimi düzenlerken bile eskisinden daha fazla çaba ve zaman harcamaya başladım. Aradığımı bulamaz oldum. Hayır dağınıklıktan değil. Aradığım şeyi aklımda da uzun süre tutamıyorum. Bütün çekmeceyi indirip, "ben ne arıyodum yaavv" moduna o kadar sık düşmeye başladım ki. Normalde ayın birinde modellerimi ve bunun için ayırdığım kumaşları üst üste koyup sırayla dikme eylemine geçerken, şimdi modelleri de, eğer dergiyi de çıkarıp, modeli işaretlemediysem karıştırmaya başladım. Hatta geçen hafta ev temizliğim için kullanacağım deterjanı bile deterjan dolabında bulamadım. Şimdi eskisinden daha çok zamana ve pratikliğe ihtiyacım varken, ben daha çok zaman kaybedip, uğraşlarımı daha çok çabayla sonuçlandırmaya başladım. Hafta içi kafamı değiştirmek için alışverişe çıkıp da içimde mutluluk yerine sıkıntının büyüdüğünü fark edince bir kafeye girip neskafe sipariş ettim. Sonunda bana yetişen ruhumu da karşıma alıp bir sohbete başladım.

İşe gırgırından yaklaşıyorum, ama halim içler acısı. Hayatımı dolu dolu yaşamaya, çekmecemi zevk aldığım şeylerle doldurmaya çalışırken, bir baktım, sevdiğim şeyler bunca şeyin arasında öyle az ki. Geri kalan kuru kalabalık. Ve bu kalabalık bedenimin dışında zihnimi de öyle yormaya başlamış ki, sorgulama, kıyaslama, ayrıştırma yetilerimi bile yer darlığından kullanamaz olmuşum. Üstüne de istemediğim halde hayatıma yerleştirmek zorunda olduğum yeni çabalar binince, resmen hard diskim çökme noktasına geldi. Belki dikişi bir süreliğine askıya almam gerekebilir. Yeterince boşluk oluşturana kadar, bu çekmecede dönüp durmam lazım. 

Neyse kafeteryanın bahçesinde otururken, yüzüme çarpan rüzgarın bana fısıldadığı gibi. Bu kalabalığı hafifletmek için sadeleşme kararı aldım. İnternete girip bu işin püf noktaları ile ilgili kısa bir araştırma yaptım. Uzun uzadıya, sanal alemde kaybolabileceğim kadar çok vaktim yok. Hemen bir kaç tiyoyu buraya not edip, ilk adımda başlamak lazım.

Evlerimizde kıyıp da kullanmadığımız, hatıra diye sakladığımız, belki bir gün lazım olur diye oraya buraya tıkıştırdığımız... o kadar çok eşya varmış ki, bu eşyalar bizim hayat enerjimizi emiyormuş. Bana mantıklı geldi. Hala da sıkıldıkça alış veriş eğilimine girmemiz, alış verişle yeni şeyler aldıkça sıkıntımızın artması, sıkıldıkça tekrar mağazaların sokağına dalmamız, yaşantımızı bir kaosa çevirdiğimizin en büyük göstergesi. Bu zinciri kırmadan, özgürleşme hayallerimiz, hakikaten hayalden öte geçmiyor. Benim de ilk adımım alışverişten vazgeçmek oldu. Şimdilik bir ay boyunca evime yiyecekten başka bir şey almamaya karar verdim. Ama işi bu noktada bırakmak, sadece "mal girişini" durdursa da, yaşam ortamımı ferahlatmıyor. Ben de insanın içiyle dışının birbirine sıkı sıkı bağlı olduğunu düşünenlerdenim. Dışımı huzura kavuşturursam, bunun ruhuma da yansıyacağını düşünüyorum.

Neyse ilk adımımı bir ay süreyle uygulayıp ikinci adıma el atıyorum. Evimde ve kişisel eşyalarımda fazlalıkları atmak. 

Ben de ileride bir çöp ev sahibesi olmaya namzetim. Evimin odalarını gezdikçe bunu net olarak görebiliyorum. Ama hadi bismillah deyip elime geçen ilk eşyadan başlamakta da çok çekingenim. Onun için bu bölümü biraz ahesteden gerçekleştireceğim. Nasıl mı. İşte benim planım. eşyanın materyaline göre davranayım mesela dedim. Önce camdan yapılmış herşeyi elden geçirip, atmaya karar verdiklerimi önce kullanmadığım, sonra eskidiği için kullanamadığım şeyler olarak atmaya başlıyorum. Sonra metal ürünler, sonra tahta ürünler, sonra kumaş, bez gibi ürünler olarak yapmayı düşünüyorum.

Gerçi farklı bir usul olarak da evi oda oda elden geçirip, her odayı bir hafta sonunda sadeleştirmeye de çalışabilirim. 

Ama güzel bir fikire de denk geldim bu çalışmada. Hergün evden, kullanmadığım bir objeyi atıp yıl sonunda en az 365 üründen vazgeçmeyi sağlayabilirim kendime.Bu sabaha kadar nasıl yapacağım diye düşünürken şimdi hangi usulle yapacağım noktasına düştüm. Şimdi de zihnimde bir bilgi kalabalığı mı oluştu ne. Neyse anlaşılan sizi de bilgilendirebilecek kadar bu olayı özümseyememişim. En iyisi siz sade hayat grubunun sayfasını inceleyin. Çünkü ben de sabahtan beri o sayfasından bu sayfasına dönüp başka nasıl tiyolar kaparım.Hayatımı zevk alarak, bir şeyleri kendime daha fazla nasıl yük etmeden daha rahat yaşayabilirim diye bu sitede dolaşıp duruyorum.

Tüketici olmaktan sıkıldım. Mülküme aldığım binlece eşyanın yükünü çekerken, hâlâ ihtiyaçlarımı gerektiği gibi karşılayamadığımdan yeni şeylere ihtiyaç duymanın ruhumda yarattığı kaosla baş edemez oldum. Bu günden itibaren, ayaklarımın bastığı yere çöküp, sırtımdan çantamı indirmeye, belimi büken maddi yüklerimi omzumdan indirip, bu ferahlamanın zihnime de yansımasını umut etmeye karar verdim.

Eminim ara ara siz de hayata karşı bu bıkkınlığı gösterip, yüklerinizi omzunuzdan atmışsınızdır. Fikirlerinize ve tecrübelerinize çok ihtiyaç duyuyorum. Benimle paylaşırsanız çok sevinirim...