7 Aralık 2013 Cumartesi

TASARIM PALTOM BİTTİ

Kaç haftadır elimde sürünüyordu. Nihayet bitirdim. Gelelim yaptıklarıma.
























Astar da evde durup duruyordu. Biraz dip köşeyi temizleyeyim dedim. Çok şükür astar yetti de ek yapmak zorunda kalmadım. Eteğimin astarını diktiğim gibi, aynı dikiş ile palto astarını da diktim.
























Tersi tersine paltomun üstüne geçirdim. Ama şunu söyleyeyim daha önce etek hariç astar hiç çalışmadım. Normalde pervaz ve yakayı makinede çekip sadece kolları bir de eteği elde bastırmak lazımdı. Ama kendime güvenemediğimden ben her tarafını elimle bastırdım.
Astar ile palto kaymasın diye her kritik noktayı toplu iğnelerle tutturdum.


















Sonra da astarı içe doğru kıvırarak paltoya düzenlice iğneledim. 


















İğnelediğim yerlerden elde bastırdım.


















Sağ pervazdan başlayıp, bastırma işlemini sol pervazda bitirdim. Sonra kollarını önce böyle kaz ayağı bastırdım ve yine aynı teknikle üzerine astarı diktim. 


















Aynı işlemi en son etek ucuna yaptım.
























Aslında çıtçıt bastıracaktım. Ama akşam akşam dışarı çıkmak istemedim. Her taraf kar buz olmuş ben mantomla uğraşırken. Pencereden biraz baktım baktım. Sonra da düğme kavanozuma baktım. Birbirine eş beş düğme bulunca şansıma, ilik açmaya karar verdim. İlik açmayı seviyorum zaten. Çünkü her içi makine yapıyor 
Hani derler ya taş attın da kolun mu yoruldu:))) O kadar kolay yanii:))
























İpliklerini temizledim bir de ütüledim: En son bu hale getirdim. Ama kumaşlar aynı cins olsaydı daha güzel olurdu. Koyu renkli kumaş kendini salıyor. Seyrek dokuması var. Beyaz ise daha sıkı ve kendini salmadı. Neyse bu acemiliğimdi zaten. Yine de manto dikebileceğime inandım. Siz nasıl buldunuz? 
İyi geceler.

1 Aralık 2013 Pazar

gecelik diktim

Hazır kalıplar olmadan kesip dikmekte çok yeterli değilim. Ama bu şekilde dikiş dikmek önemli geliyor bana. Elimde kalıbı olmayan, ama giyimini rahat bulduğum bir kıyafetin ikincisi hatta üçüncüsüne sahip olabilmek için elimi bu şekil dikişe alıştırmalıyım. Bunun teknikle alakası az. Ya da şöyle diyeyim. tekniği farklı. İşte bu hafta da bu amaçla bir gecelik diktim.

Çekmecelerimi düzeltirken bulduğum bir pazen kumaşı bu iş için kullandım.
























Elimdeki bir geceliği düzgünce katlayarak kumaştan önce etek bölümünü kestim. Bu sefer biraz uzun olsun istedim. Geceliğin modeli de hem rahat hem de kesilmesi kolay. Önünde ve arkasında yuvarlak bir robası var ve kolları takma değil. Reglan kol gibimi desem ne desem. ( Bunun adını bilmiyorum söylerseniz sevinirim.)
























Kolları da, genişliğini ayarlayıp  bu şekilde kestim. Gövde ve kolları birleştirip işte bu hale getirdim. Tabi ki kolları ve diğer parçaları robanın takılacağı yerden büzdürdüm.


























Robayı gazeteden yine geceliği üzerine koyarak ( daha çok da sezgilerimi kullanarak) kestim. Önüne üstüste binme payı verdim ve ön yakayı daha sonra arka yakadan 7 cm aşağıdan yuvarladım.
Büzdürdüğüm hat üzerinden robayı diktim.
























İşte içten de böyle görünüyor. En son da kol ve yan dikişlerini bir defada çekip sülfilelerini yine makinede yaptım. Ne güzel tıkır tıkır dikti makinem. Hakikaten sesi kulağıma şarkı söyler gibi geliyor. Markası singer olmasa da o da bir şarkıcı.
























Kol ağızlarını makine lastiği ile büzdürmek istedim ama çok geniş durdu. Ben de bebe lastiğini makine ile kollara diktim. Daha sıkı oldu böylece. Etek ucunu da yine makinede kıvırdım. eskiden bu dikişlerin hepsini elde yapardım. Şu kadarcık bir çalışma bir haftamı alırdı. Şimdi sadece tembellikten bir haftayı buluyor. Daha doğrusu tembellik değil de zamansızlık.
























Bir de askıda göstereyim. Ama tek problemim, bu şekilde keserken dar olmasın derken bol bol kesmem. Üstümden dökülüyor yine.
Bir de tam boy göstereyim.


































Bu haftanın uğraşısı da bu olsun. Dikişim bayağı düzeldi. Artık makineme de iyice alıştım. Bir şeyler üretmenin keyfini yaşatıyor bana.
Bu arada mantomla da uğraşıyorum. Astarını falan diktim. Haftaya kadar tamamlanır gibi inşallah. Her bir yeri bitsin gösteririm onu da. Şimdilik hoşçakalın. Bu tatil gününüzün farklı güzelliklerle geçmesini dilerim. Bir de dikişlerim hakkında ne düşünüyorsunuz, beğeniyor musunuz, gözünüze çarpan hatalar var mı yorum yazarsanız mutlu edersiniz beni.

24 Kasım 2013 Pazar

tasarım paltom

İddialı bir başlık attığımı biliyorum. Ama hakikaten tasarım ürünü gibi bir şey olacak. Bitince dışarıda giyebilir miyim bilmesem de, kendimi bir manto dikmeye hazırmışım gibi hissediyorum.


















Çok orjinal dikişler yaptım. Öncelikle cep dikmeyi sevmesem de 103 no'lu modelin cep bölümünde zorlanmadım. Parçalara önce cep torbalarını dikip, sonra alt ve üst parçaları birleştirdim. Bir de bu roba ve kol dikişini başta anlamasam da sonunda dikmeyi başardım. Önce roba ön parçaya dikiliyor sonra da kol altları. farklı bir dikiş...


















Bu da arka bölümü yine aynı tarz bir dikiş. Diktikçe fark ediyorum ki aslında fazla teknik bilmiyor muşum ben. Onca şey diktim. Ama hep bilinen şeylerdi. Şimdi ise sanki dikiş kursundaymışım gibi her projemde yeni bir şey öğreniyorum. 
























Sonra kol altı ve yan dikişleri, daha sonra da omuzdan kol dikişlerini yaptım ve bu hale getirdim. Vaaav dedim kendi kendime. Parça pinçik kumaş demeden başladım ve farklı bir stil elde ettim. işte o an bu postun başlığını koymuştum. 

Sıra pervaza gelince; pervazı kesebileceğim kadar elimde kumaş kalmamıştı.Ben de ancak bir atkı olabilecek kadar az kalan başka bir kumaştan yararlanmak zorunda kaldım. Tam manasıyla toplama bir manto oldu. Biz bizeyiz diye söylüyorum. Ama aramızda kalsın.



















Pervaz üzerindeki işaretleri ütü ile belirledim. Teyel gözümde büyüdü. Kumaş beyaz olunca sabun da işe yaramıyor. O bakımdan.


















Pervazı dikmek de ayrı bir sorun oldu bana. Bunun neresini ön parçaya dikeceğim. Katlama yerleri neyi gösteriyor, Dışa katla demiş zaten dışına diktim... gibi pek çok sorunlar yaşadım. Mantolarımı inceledim. Acaba bunu mu kastetti yoksa şöyle mi olmalı... tereddütlerinden sonra amaan dedim. Kafana estiği gibi yap saat olmuş bilmem kaç. yarın mesai var zaten... ( Amma da çok şey düşünmüşüm değil mi?) Neyse velhasıl dergidekine ancak bu kadar benzetebildim.
























En sonunda bu hale getirdim ve bıraktım. Şimdi etek ve kol boylarını bir de pervazları ( ya da patları) elimde bastıracağım. Sonra astarını dikeceğim onu da elimle dikeceğim. Yani geriye sıkıcı bölümleri kaldı. Onu da bitirdikten sonra ütüleyip buraya eklerim inşallah. Bayağı farklı oldu. Siz ne dersiniz?

17 Kasım 2013 Pazar

yeni vestiyerim

 Evimde inşaattan kalma bir vestiyer vardı. Emektar dolapları artık yükümüzü kaldıramaz oldu. Arkadaşlarımın ziyaretlerinde de "değiştir artık şunu" sözleri çoğalınca, Otuzunu aşkın bu mobilyanın da miadını doldurduğunu anladım. Aslında çok eşya değiştirmeyi sevmem. Biraz eski kafalıyım. Derler ya seferberlik görmüş diye. Dedelerimden, ninelerimden kurtuluş savaşı, arkadan da seferberlik, yokluk hikayeleri duya duya büyüyünce insan elindekilere daha bir kıymet veriyor. Bir de zamanından önce değiştirilen mobilyalarda sanki bir haksızlık yapılmış gibi geliyor bana. İnsanın, yaşadığı toplum için yapması gereken onca şey varken insanın kendi kaynaklarını sadece zevki için harcaması da bazan boş bir uğraşmış gibi geliyor bana. Neyse böyle diyorum ama kıyafetlerimi de bir iki senede yenilemesini de biliyorum. demekki bu laflarımda da biraz felsefe var. Bugünün felsefesini tamamladıktan sonra size yeni vestiyerimin resmini göstereyim.
























9 Kasım 2013 Cumartesi

eteğim

   Kasım ayına ait Burda dergisi hoşuma gitti. İçindeki, özellikle manto modelleri için aldım. Ama, gene cesaretsizliğim nedeniyle yeni mantoma daha geç kavuşacağım. ( Vazgeçmedim yani, sadece erteledim) 


















     Önce 115 nolu modeli dikmeye niyetlendim. Bu kalıbın uzunuyla dikeceğim mantoya hazırlık olsun diye. Ama elimdeki kumaş yetmedi. ( Üç metre kumaş lazımmış küçücük bir ceket için). Ben de karşısındaki 103 nolu etekte karar kıldım.

2 Kasım 2013 Cumartesi

kızımın safari ceketi

Bu sefer resmen kendimi aştım. Hiç bu kadar büyük bir işe kalkışmamıştım. Denemelerim olmuştu. Hepsi de çöpe gitti. Bu sefer giyilecek kıvama getirdim. Mutluyum:))







29 Ekim 2013 Salı

gri pantolon diktim

Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Milletime kutlu olsun. Bu güne yeterince özen göstermiyoruz biliyorum. Yine de başımı gökyüzüne kaldırıp "çok şükür" dedim. Kendi elimle kendimi köle etsem de bu günün verdiği bağımsızlık sayesinde başka efendim yok. ( işyerindeki patronlar hariç)

Marmaray da açılmış İstanbul'a hayırlı olsun. Neyse bugünün bana armağan ettiği pantolonuma döneyim.
Modelim, haziran sayısının retro modeline ait pantolon. Ve artık keserken milim şaşmamak için payını bile çizerek kesiyorum.














Keserken milim şaşmıyorum ve bol teyel alıyorum. Tecrübeli makaslar seviyesinde olmayınca...


















Fermuarını yanlış yöne diktiğimi, dikişi bitirip de giydiğimde farkettim. Napalım gömlekleri üstüne indireceğiz mecbuur:)) 


















Paçaları için bant şeklindeki bu telayı almıştım. Siftahı da böylece açmış olduk. Ama bir daha ki sefere telayı şerit olarakdeğil, küçük parçalara keserek kullanacağım.























Öylesine de bir ütü yaptım. Temizliği, ilik ve düğme işini de yaptım mı tamamdır. Giyer giderim yarın işyerime. 























Boydan görünüşünü de göstereyim. Bunu 42 beden olarak diktim. Modelin orjinalinde kemer yok ama ben belimde kemerin ağırlığını hissetmeyince rahat edemiyorum. Onun için beline kemer de yaptım. Bundan sonra da pantolonları 42 beden dikmeye karar verdim. Herkese iyi akşamlar, güzel, umutlu yarınlar dilerim.

27 Ekim 2013 Pazar

siyah beyaz bluz

Jarse kumaştan bir deneme daha yaptım. Burda Aralık 2012 sayısından 119 no'lu modeli, deseni önce çok kaba gelse de sonradan beğendiğim bu kumaşa uyarladım.











Ama modelim bundan çok farklı oldu. Patronu bu defa 40 beden çıkardım. Arkadaşların dediğine göre diktiklerim çok bol oluyormuş. Ben dökümlü giyinmeyi severim aslında ama ...











Neyse patronu kumaşa koymadan önce üzerime tuttum. Darmış gibi geldi. Ben de ön ve arka ortadan ikişer santim fazlalık ekleyerek kestim. Galiba takıntılıyım. Bir de pensler için kendimce bir şey icat ettim. Belki yapılagelen bir şeydir ama diğer bloggerlerde görmediğimden icat etmiş sayıyorum kendimi.
Önce patronda pensi kesmeden kumaşa geçirip kesiyorum. Daha sonra pens çizgisinin bir kenarını kesip, katlayıp çiziyorum. Pensleri bol teyel ve teyel alarak dikiyorum artık, çünkü:))











Makine dikişi olarak da bunu kullanıyorum artık. Hem de her tarafında. 











Bir de yaptığım hatayı göstereyim. Normal kumaşları ( yani alışık olduğum) otomatik ayarda dikiyorum. Bu kumaşta da böyle diktim önce, sonra bir baktım üst ipliği bol almış ve kumaşın altı iplikten geçilmiyor. Ayarı yukarıda görüldüğü üzere üçe alınca dikiş düzgün oldu. Zaten iğneyi de 11 numara olarak değiştirdim. Bunu söylemiş miydim?











Arka ortaya pervazla yırtmaç açtım.  Ön ve arka yakayı ( ikişer santim fazlalık vererek kestiğim için ) büzdürdüm. Sonra da biye ile çevirdim.  Bir kurdeleyi ikiye katlayarak ilik yaptım.











Modelde ince biye ile yakayı temizleniyordu. Ben biraz balıkçı havası versin diye biyeyi geniş tuttum. Ön ve arkayı büzdürerek böyle bir model oluşturdum. Bir de kolları da biye ile temizliyordu. Ama ben kolları sadece katlayıp öyle bıraktım. 











İşte son hali böyle oldu. Gerçi bütün işi bitmiş değil eteğini katlamadım. Arkaya düğme dikmedim. Ütü, temizliği de cabası. Ama yoruldum. Kalanını da yarın yapacağım. Ama hoşuma gitti. Ben de aceleci davrandım.  İçine boğazlı beyaz, siyah penyeler giymeyi düşünüyorum.
Bu arada bir daha kumaş almayacaktım. ama bunları bir arkadaşım verince almak zorunda (!) kaldım. Göstermezsem çatlarım.


 Hepsine bayıldım. Henüz ne yapacağıma karar veremedim. Ama bunlara sıra gelene kadar yaz gelir zaten. içinde kaşeden, şifona, hatta yalancı deriye kadar bir sürü çeşit var. Neyse bu günlük de bu kadar. Herkese iyi geceler.

20 Ekim 2013 Pazar

Beyaz bir gömlek diktim

Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı
Elindeyse beyazdan gel de sıyır beyazı

Dizesi ile dikiş diktim bu gün. Beyaz kumaşı alıp da modeli sabunla üzerine çizmeye başlayınca bu dize geldi aklıma.



Patronun kenarından çizdiğim bu çizgileri gözüm görmedi. Yaşlanmışım artık ama gecelerden başka dikişe ayırabileceğim başka zaman bulamadım bu bayram.


Neyse konumuza dönelim. Bu model burada diktiğim  uzun kollu gri gömleğin kalıbından. Model hakikaten güzel bele oturuyor. Kullanımı da rahat olunca bir de beyazı olsun dedim. Sadece penslerinin güzel oturması için bol teyel alıp iğneledim öyle diktim. Bir de önünü gizli pat yapmadım. 

Yan ve omuz dikişlerini kapattıktan sonra yakasını yaptım. Artık dikiş sırasını böyle saptadım. Önce gövde sonra yaka sonra tamamlanarak kollar. Ama yakayı ayaklı yapmak bu sefer zorladı beni.
Beyazın da asaleti bir başka canım. 

Bir de kol yırtmaçlarını biye ile temizlerken, artık nerede yanlış yaptıysam düzgün durmadı. En son ütüyle düzelttim zaten.


En sonunda bitirdim. İliklerini düğmesini de hallettikten sonra ütületip gardrobuma astım. Pazartesi giymeye niyetliyim. Bayram bitti ben anca dikebildim. Bayram öncesi temizlik, akabinde ziyaretler, olsun pazartesi işyerimde giyebileceğim nihayet.
Hepinize iyi pazarlar dilerim.






12 Ekim 2013 Cumartesi

dikiş odam :))))

Oda dediğime bakmayın. Hurdaları koyduğum küçücük, minicik balkonumu camekanla kapattırıp dikiş köşesi yaptım:))
Bu kadaar kalabalığı barındırıyordu minicik balkon. Temizliği de zordu canııım. Bunca metali 15 tl ye sattım.
Bir köşesi geniş diğer köşesi de böyle dar, eğri bir balkondu. Olsun dikiş aşkım için mekan lazımdı bana.
Önce kalorifer  ve elektrik tesisatını çektirdim.
Sonra da camekanı takıldı. Böyle yazdığıma bakmayın bir buçuk aya yaklaşan büyük ve sıkıntılı bir zaman diliminde ancak bu boyuta geldi. Geçen hafta da oturup duvarını, camını bir güzel sildim. Zaten dikiş dikmeyişimden anlaşılmıştır. Bir yandan da bayram temizliği. Çalışan kadın olunca hafta sonlarım böyle temizlikle tertip düzenle geçti.
Kızımın yatağının  çekmecelerine de el koydum ve iki çekmeceyi (uyduruk oldu biraz ama olsun) birleştirip dikiş masası yaptım. Alan dar olunca bir de alış veriş için zaman bulamayınca, atacağım malzemeyi değerlendirdim.
Üstüne örtüyü de koyunca anlaşılmıyor değil mi. Çekmece de kızımdan uzun dolap ta. Odasını boşalttım. Bu yıl üniversite imtihanına girecek biraz ferahlattım odasını. Yoğun bir tempoya girdi. Allah yardımcısı olsun onun da bizim de cümlenin evladının da.
Çekmecelerin altına dikiş dergilerimden bazılarını, modelini beğenip yakın zamanda dikerim diye ayırdıklarımı koydum.
Uzun dolaba da kumaşlarımı, malzemelerimi ve diğer dergilerimi koydum. Çok sağlam değil ayakları. Neyse şimdilik idare eder. 

Dikiş kutum da yerini alınca kapıyı çektim ve evimin diğer köşelerinin temizliğine başladım. Bayram bitene kadar böyle düzenli kalır ama bayram bitince kesip de dikemediğim kumaşlarımı dikeceğim. Artık zaman hiç geçmez. Neyse, bayramdan sonra görüşmek dileğiyle benden haberi olan olmayan herkesin bayramını en içten dileklerimle şimdiden kutlarım. Benim bayramımı kutlamak isteyenlerin de yorumlarını beklerim:))))